Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, (d. 26 Mayıs 1904[1]İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983İstanbulTürk ve İslamcı şair, yazar ve fikir adamıdır.

Necip Fazıl, 21 yaşında yayımladığı Örümcek Ağı adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayımladığı Kaldırımlar adlı şiir kitabıyla tanınmıştır.[2] 1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli‘nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi “…içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum.” şeklinde tanımlar.

Bu tarihten sonra Türkiye’nin bir çok şehrinde konferanslar düzenlemiş, düzenlemiş olduğu konferanslarda ki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi‘ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 kez kapatılmış, Necip Fazıl’ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır.[3]

Konu başlıkları

[gizle]

Ailesi

Adını büyükbabası Necip Efendi’den alır. Necip Efendi, o zamanlar Halep Vilâyetine bağlı bir sancak olan Maraş‘ın Müftüsü idi. Müftü, bir gün Maraş’a gelen Halep Valisi Salim Paşa’yı konağında misafir etti. Vali, zekâ ve terbiyesine hayran kaldığı Müftüsünün oğlu Mehmet Hilmi Efendi’yi, iyi bir eğitim görmesi için beraberinde İstanbul‘a götürmek istedi. Bu teklife kabul etmeyen Necip Efendi’yi uzun ısrarlar sonucu ikna etti ve genç Mehmet Hilmi Efendi’yi beraberinde İstanbul’a götürdü.

Mehmet Hilmi Efendi İstanbul’da yüksek tahsilini yaptı ve bir süre sonra Hariciye Müsteşarlığı ve Hariciye Nazırlığı‘na yükselen Salim Paşa’nın kızı Zafer Hanım’la evlendi. Necip Fazıl’ın babası Abdülbaki Fazıl Bey bu evliliğin ürünüdür.

Necip Fazıl’ın doğduğu Çemberlitaş‘taki bu konakta, işte böyle köklü ve varlıklı bir aile ikâmet etmektedir. Konakta aile fertlerinden başka “bir aşçı, bir aşçı yamağı, bir zenci uşak,Bingazi muhaciri bir hususi hizmetçi, iki arabacı, bir sürü halayık, besleme, kadın işçi…”[4] vardı ve 40-50 yaşlarında evlenmemiş, babasına Fransızca öğretsin diye tutulmuş birFransız mürebbiye, tipik ve varlıklı bir Osmanlı ailesi görüntüsünü tamamlıyordu.

Kendi gözüyle “…her unsuriyle hassasiyetimi gıcıklayan koca bir konak, her ferdinin nereden gelip nereye gittiğini bilmediği uğultulu bir cereyan içinde, her ân iniltilerle açılıp örtülen mırıltılı kapılar arasında ve bütün bir ses, renk ve şekil cümbüşün ortasında, beş hassamın sınırını tırmalayıcı ve ilerisini araştırıcı derin bir (melankoli) duygusundan ibaret…”[5]

“Muhasebe” isimli şiirinde; yine bu üç katlı bir ahşap konağın, değişen yüzlaşan toplumun her katı, ayrı bir dönemi ve nesli temsil eden (babaanne, anne ve çocuklar) şiirselleştirir:[6]

Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!
Üst kat: Elinde tesbih, ağlıyor babaannem!
Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,
Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları.
Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;
Buyrun ve maktaından seyredin işte evim!

Doğumu ve Gençliği

Çemberlitaş tarafında bir konağın ahırından tek atlı bir (brek) araba çıkartılıyor. Ona 18-19 yaşlarında bir delikanlı atlıyor ve kamçısını şaklatarak atı dörtnala sürmeye başlıyor. Arkasından bakan seyis ve arabacıların “deliye bak!” gibilerden mırıldanıp mırıldanmadıkları meçhûl… Bu delikanlı, benim adı “Deli Fazıl”a çıkarılmış babamdır ve o sırada Sarıyer’deki köşkünde bulunan Büyükbabama bir müjde götürmektedir:
-Baba, bir erkek çocuğum dünyaya geldi! Torunun![7]

Bu çocuk Necip Fazıl’dır. Tam adıyla Ahmet Necip Fazıl Kısakürek.

Tarih 1904, Mayıs’ın 26′sı. Perşembe günü sabaha karşı. Ailenin tek evlâdını, tek erkek evlâdı. Başı gövdesinden büyük ve doktorların yaşamasına ihtimâl vermediği bir çocuk.

Necip Fazıl, Çemberlitaş‘ta büyükbabasına ait, şimdi mevcut olmayan kocaman bir konakta dünyaya geldi. Alâüddevle devrinin Şeyhülislâmı Mevlâna Bektût Hazretleri]]’ne dayanan ve Osmanoğullarından daha eski bir beylik olan Dulkadiroğulları‘na bağlı, Kısakürekler soyuna mensup Maraş‘lı köklü bir ailenin mensubu olarak.

Tek erkek evlâdın, tek oğlu olarak Necip Fazıl, özellikle soyunun ve nesebinin devamına büyük önem veren ve oğlunda umduğunu bulamayan büyükbaba Mehmet Hilmi Efenditarafından sonsuz şımartılıyordu. Kendisi de aile içindeki imtiyazlı konumunun farkındaydı ve bu imtiyazını pervasız ve sınırsız bir şekilde kullanmaktan geri kalmıyordu.[8]

Kafa Kağıdı‘nda; çocukluğunun çok erken dönemlerini, daha sedef kakmalı beşiğinde olduğu zamanlarında kustuğunu bile hatırladığını iddia eden Necip Fazıl, 2-3 yaşlarında ikenİstanbul‘a ilk gelen ve büyükbabasının babasına aldığı otomobilin tahta takozlar üzerinde iken oynadığı tekerleiği ile alnından yaralandığını, konağın çamaşırhansindeki kireç kaymağını yediğni, babaannesinin armonikli piyanosundan “yırtıcı” sesler çıkardığını anlatır ve yaramazlıklarını içindeki merak duygusu ile izah eder.[9]

Okumayla erken yaşlarda tanışan, tutkulu bir okuyucu hâline gelen ve yeni dünyalara açılan bir sürece giren Necip Fazıl’ın, mekteplerle ilişkisinin iyi yürdüğü söylenemez. Ana okulu yaşlarında iken Kumkapı‘daki konağa yakın olan Fransız Frerler Mektebi‘ne verildi. Ancak “Papazlar bana pek tadsız ve haşin geldi” dediği bu okula uyum sağlayamadı, ısrar ve itirazları sonucu bu okuldan alındı. 1912 yılında Amerikan Koleji‘ne kaydı yaptırıldı. Bu okula daha kolay uyum sağlamasına rağmen Cinci Meydanı‘nda ata binmeyi ve Gülhane Parkı‘nda oyun ve eğlence peşinde koşmayı, bu uğurda okuldan kaçmayı tercih edince çok geçmeden okuldan atıldı. Bunun üzerine Büyükdere‘deki Emin Efendi isimli, sarıklı bir hocanın işlettiği mahalle mektebine devam etti. Bir süre sonra da Serasker Rıza Paşa yalısındaki Rehber-i İttihad mektebine başladı. Yatılı olan bu mektebin müdürü, daha sonraBüyük Doğu Dergisi‘nin yazarları arasında yer alacak olan Raif Ogan‘dır. Ünlü romancı ve sonraki yıllarda yakın dostu olacak olan Peyami Safa ise mektepte mubassısdır.

Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim…
Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter…
Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde…
Haberi veren annem, bir ân gözlerimin içini tarayıp:
- Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
Gözlerim, hastahane odasının penceresinde…
Savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı, içimden kararımı verdim:
- Şair olacağım! Ve oldum. [10]

1916 yılında “Ne oldumsa bu mektepte oldum”[11] dediği, Deniz Harp Okulu‘nun Osmanlı İmparatorluğu‘unda ki karşığı ve tam adı Mekteb-i Fünunu Bahriyey-i Şahane olan Bahriye Mektebi‘ne imtihanla girdi.

Heyecanlı, coşkulu, meraklı bir hazırlanıştan sonra okula teslim oldu. Dönemin eğitim sistemi içinde batıya açık, oldukça kaliteli eğitim veren bu okul Necip Fazıl için; aile ortamından uzak, disiplinli, yeni bir dünyadır. Bu okulda Yahya Kemal Beyatlı gibi Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biri, Ahmet Hamdi Aksekili gibi büyük bir İslâm âlimi,Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi bir hitabet ustası da vardır.

Okulda adı Şair’e çıkmıştı. Teneffüslerde bile arkadaşlarıyla aruz alıştırmaları yapıyor, “Nihal” isimli tek nüshalık elle yazılmış bir dergi çıkarıyordu. Nâzım Hikmet Ran ise aynı okulda, Necip Fazıl’dan iki sınıf yukarıdaydı ve o da elle yazılmış tek nüsha bir dergi çıkarıyordu. Türk şiir ve düşünce hayatının zıt kutuplarında yer alan bu iki şairin, daha o yıllarda bile aralarında bir rekabet olduğu Necip Fazıl’ın hatıralarında yer almaktadır.

Bahriye mektebinde İngilizcesi oldukça gelişti. Oscar WildeShakespeare gibi batılı yazarların eserlerini orijinal diliden okuyabilecek bir seviyeye ulaştı. Bu dönemde Namık Kemal,Ahmet HaşimTevfik FikretAbdülhak Hamid TarhanZiya GökalpOrhan Seyfi OrhonYusuf Ziya OrtaçFaruk Nafiz Çamlıbel gibi şair ve yazarların eserlerini de okuduğunu söylüyor Necip Fazıl.

Cumhuriyetin ilânından bir yıl sonra 20 yaşında, Maarif Vekaletinin Avrupa’ya tahsile gönderilecek lise ve Darülfünun öğrencileri arasında ilk grup için açtığı imtihandaki başarısıyla, üniversitedeki (sömestre)lerini resmen tamamlamış sayılıd ve Paris‘e gönderildi. Sorbon Üniversitesi Felsefe bölümüne girdi. (1924)

Daha kendilerini Fransa‘ya götürecek olan Bormida isimli gemiye sandalla giderken, başındaki fesi denize fırlattı. Fes şimdi sularda boğulan bir adamın su yüzünde tek nişanesi, dikine yüzüyor[12] şeklinde tasvir eder Fransa yolculuğunu.

Necip Fazıl, 4-5 yaşında iken, dedesinden okuma-yazmayı öğrenmiştir.[4] İkinci Meşrutiyet ilan edildiği dönemde babası İstanbul’a gelen ilk arabalardan birini satın almıştır.[13] 1912 yılında Gedikpaşa Fransız Mektebi’nde okumuştur. Ardından Amerikan Mektebi’nde okumaya başlamış ve sırasıyla Büyük Dere Emin Efendi Mahalle Mektebi’nde, Büyük Reşit Paşa Nümûne Mekebi’nde okumuştur ve Vaniköy Rekber-i İttihad Mekteb-i Fünunu Bahriye’ye (Askerî Deniz Lisesi) girmiştir. Bu sırada babası annesinden ayrılmış ve başka biriyle evlenmiştir.[4] Bahriye Mektebi’ndeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal BeyatlıAhmet Hamdi Akseki(Eski Diyanet İşleri Başkanı), Hamdullah Suphi Tanrıöver,Hüseyin Cahit Yalçın[14] ve İbrahim Aşki gibi isimler vardır. 29 Kasım 1920 tarihinde babası ölmüştür. Bahriye Mektebi’nden ayrılan Necip Fazıl, 1921 yılında Darülfünun Felsefe Bölümü’nde okumaya başlamıştır. Bu öğrenimini de tamamlayamamış ve hükümetin açtığı bir yarışmayı kazanarak burs almaya başlamıştır. Felsefe öğrenimi için Paris‘e gitmiştir.[15]

Atatürk aleyhinde işlenen suçlar hakkındaki kanuna aykırı fiilinden dolayı 8 Temmuz 1981 tarihinde Atatürk‘ün manevi şahsına hakaret suçundan hüküm giydi. Karar Yargıtay 9. ceza dairesi tarafından onaylandı.[16] Davaya konu olan “Vatan Haini Değil, Büyük Vatan Dostu Sultan Vahidüddin” adlı kitabın mahkemenin bilirkişi olarak görevlendirdiği Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Seçil Akgün tarafından herhangi bir suç unsuru teşkil etmediği rapor edilmiş ancak Necip Fazıl “Atatürk’e hakaret etmeye meyilli olmak” gerekçesiyle mahkûm edilmiştir.[17]

Çalışmaları

Necip Fazıl Kısakürek’in mezarı

12 yaşında şiire başlayan Necip Fazıl’ın ilk şiir kitabı daha 17 yaşında iken yayınlandı ve şiirleri M.E.B‘in ders kitaplarında okutuldu. Genç yaşta yazdığı tiyatro eserleri, dönemin tiyatrolarında aylarca kapalı gişe sahnelendi.[kaynak belirtilmeli] Paris dönüşü yayımladığıÖrümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta ünlü yaptı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabıBen ve Ötesi (1932) ile takdir toplamayı sürdürdü. Bir çok kişi tarafından da çok sevilen şair “Üstad Necip Fazıl Kısakürek”, olarak anılmaya başlandı.[kaynak belirtilmeli]

Şöhretinin zirvesinde iken felsefi arayışlarını sürdürüp içinde yeni bir dönemin doğum sancısını hisseden Necip Fazıl için 1934 yılı gerçekten de hayatının yeni bir dönemine başlangıç olur. 30′lu yaşlarında bohem hayatını en koyu rengiyle yaşadığı günlerde Beyoğlu Ağa Camii’nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanışır ve bir daha ondan kopamaz.
Daha sonraları onun için; 1940 yılında;

“Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel,
Bir akşamdı ki, zaman donacak kadar güzel.”

“Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız;
“Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!”

diyeceği bu büyük insan, onun hayatında yeni bir devrin başlamasına vesile olur ve üstat, hayatında meydana gelen bu değişikliği şu mısralarla özetler:

“Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum…”

Bu tanışma onun hayatında dönüm noktası oldu. İslami kimliği ile öne çıkmaya başladıktan sonra ders kitaplarından şiirleri ve fikirleri çıkarıldı. Necip Fazıl’ın hemen tümünde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması bu döneme rastlar.

TohumParaBir Adam YaratmakNam-ı Diğer Parmaksız Salih gibi piyesleri büyük ilgi görür. Bu eserlerden Bir Adam Yaratmak, Türk tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır.Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıları yer alır. Sık sık kapatılan ve çeşitli bahanelerle toplatılan Büyük Doğu’nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve çeşitli yazılarını Yeni İstanbulSon PostaBabıalide SabahBugünMilli GazeteHer Gün ve Tercüman gazetelerinde yayınladı.

Büyük Doğu Hareketi‘ni başlattığı Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla İsmet Paşa ve tek parti (CHP) yönetimine şiddetli bir muhalefet sürdürmesi sonucu hakkında açılan çok sayıda davada yüzlerce yıl hapsi istendi. 163. maddeye aykırı bulunan yazıları ile birkaç yılda bir hapse mahkûm oldu.

1980′de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’nü, İman ve İslam Atlası adlı eseriyle fikir dalında Millî Kültür Vakfı Armağanı’nı (1981), Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü’nü (1982) almıştır. Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı’nca 1980′de verilen beratla ‘Sultan-üş Şuara’ (Şairlerin Sultanı) unvanını kazanmıştır.

Yaşar Nâbi tarafından, “bir mısrası Türk milletini ihya etmeye yeter” denilerek övülmüştür.

Vasiyeti

Vasiyetinin bir kısmı:

  • Fikir ve duyguda vasiyete lüzum görmüyorum.Bu bahiste bütün eserlerim, her kelime, cümle, mısra ve topyekün ifade tarzım vasiyettir. Eğer bu kamusluk bütünü tek ve minicik bir daire içinde toplamak gerekirse söylenecek söz “Allah ve Resulü; başka her şey hiç ve batıl” demekten ibarettir.[kaynak belirtilmeli]
  • Beni, ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi, İslamî usullerin en incelerine riayetle gömünüz! Burada, umumi vasiyette de belirtilmesi gereken bir noktaya dokunmalıyım.[kaynak belirtilmeli]
  • Cenazeme çiçek ve bando muzika gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malum… Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum… Çiçekler çamura ve bando yüzgeri koğuşuna.[kaynak belirtilmeli]Çile şiirindeki şu satırlar vasiyetini teyit eder niteliktedir:
Son günüm olmasın çelengim top arabam
Beni alıp götürsün tam dört inanmış adam

Siyasi fikirleri

1934 yılında dahil olduğu Nakşibendilik tarikatından sonra ülkedeki siyasi gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunmaya başlar.[18] 1943 yılından sonra çıkardığı Büyük Doğu dergisinde yazdıklarıyla 1945 yılındaki Tan Olayını, 1955 yılındaki 6-7 Eylül Olaylarını desteklemiştir.[18] Bu dönemde fikirleri Millî Türk Talebe Birliğindeki gençler tarafından sahiplenilmiştir.[19] Soğuk Savaş döneminde Türkiye’de antikomünizm akımın öncülerinden olmuştur.[20] Ayrıca dünya bakışı çerçevesinde yakın tarihi de yorumlamış ve bu yönde resmî tarihin alternatifi olarak tarih yazımına girişmiştir.[21]

Eserleri

Wikisource-logo.svg
Vikikaynak‘ta bu konuyla ilgili metin bulabilirsiniz.
Necip Fazıl Kısakürek
  1. Cinnet mustatili (Yılanlı Kuyudan)
  2. Nam-ı Diğer Parmaksız Salih
  3. Bir Adam Yaratmak
  4. Çile
  5. Kafa Kâğıdı
  6. O ve Ben
  7. Yunus Emre – Kanlı Sarık
  8. At’a Senfoni
  9. Para – Mukaddes Emanet
  10. Sahte Kahramanlar – İman Ve Aksiyon – Özlediğimiz Nesil – İslam Ve Öbürleri
  11. Hazret-i Ali
  12. Tanrı Kulundan Dinlediklerim
  13. İhtilal
  14. Moskof
  15. Tohum – Künye
  16. Aynadaki Yalan
  17. Reis Bey – Parmaksız Salih
  18. Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
  19. Babıali
  20. Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık
  21. Hitabeler
  22. Peygamber Halkası
  23. İbrahim Ethem – Abdülhamid Han – Siyah Pelerinli Adam
  24. Hesaplaşma – Tarihte Yobaz Ve Yobazlık – Türkiye Ve Komünizm
  25. Esselam
  26. Dünya Bir İnkılap Bekliyor – Yolumuz, Halimiz, Çaremiz – Ruh Muvazenesi – Her Cephesiyle Komünizm
  27. Hac
  28. Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
  29. Türkiye’nin Manzarası
  30. Çerçeve – 1
  31. Nur Harmanı
  32. İman ve İslam Atlası
  33. Müdafaalarım
  34. Veliler Ordusundan 333 (Halkadan Pırıltılar)
  35. Benim Gözümde Menderes
  36. İdeolocya Örgüsü
  37. Mümin Kafir – Vecdimin Penceresinden – Bir Pırıltı Binbir Işık
  38. Senaryo Romanlarım: Sen Bana Ölümü Yedirdin – Deprem (Çile) – Katibim – Villa Semer – Vatan Şairi Namık Kemal – Canım İstanbul – Ufuk Çizgisi – Son Tövbe – En Kötü Patron
  39. Çöle İnen Nur
  40. Son Devrin Din Mazlumları
  41. Öfke ve Hiciv
  42. Sabır Taşı – Ahşap Konak
  43. Ulu Hakan II. Abdülhamid Han
  44. Başbuğ Velilerden 33 (Altun Halka)
  45. Çerçeve – 2
  46. Konuşmalar
  47. Rabıta-i Şerife
  48. Doğru Yolun Sapık Kolları
  49. Başmakalelerim – 1
  50. Tasavvuf Bahçeleri
  51. Çerçeve – 3
  52. Namık Kemal
  53. Hücum ve Polemik
  54. Rapor – 1 – Rapor – 2 – Rapor – 3
  55. Rapor – 4 – Rapor – 5 – Rapor – 6
  56. Rapor – 7 – Rapor – 8 – Rapor – 9
  57. Rapor – 10 – Rapor – 11 – Rapor – 12 – Rapor – 13
  58. Yeniçeri
  59. Reşahat
  60. Başmakalelerim – 2
  61. Mektubat
  62. Başmakalelerim – 3
  63. Çerçeve – 4
  64. Gönül Nimetleri
  65. Edebiyat Mahkemeleri – Doğu Edebiyatı – Dil Raporları -
  66. Çerçeve – 5
  67. Hadiselerin Muhasebesi . 1
  68. Sakarya Türküsü
  69. Kaldırımlar
  70. Vatan Haini Değil-Büyük Vatan Dostu Vahiduddin

Diğerleri

  • Kadın
  • Kaldırımlar
  • Karacaahmet
  • Kurtuluş Bestesi
  • Muhasebe
  • Olmaz mı?
  • Otel Odalarında
  • Perdeler
  • Saçların
  • Sakarya Türküsü
  • Serseri
  • Takvimdeki Deniz
  • Tam Otuz Yıl
  • Utansın
  • Uyan Yarim
  • Yar o ki
  • Yolculuk
  • Zindan’dan Mehmet’e Mektup
  • Püf Noktası

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ Mehmet Nuri Şahin “Doğumunun 100. yılında Necip Fazıl Kısakürek” T.C. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayınları (2004).
  2. ^ M. Orhan Okay “Edebiyat ve kültür dünyamızdan: makaleler, denemeler, sohbetler” sf.162, Akçağ (1991).
  3. ^ Necip Fazıl Kısakürek, Müdafaalarım
  4. ^ a b c Necip Fazıl Kısakürek, Kafa Kağıdı, sayfa 59
  5. ^ Necip Fazıl Kısakürek, O ve Ben, sayfa 35
  6. ^ Necip Fazıl Kısakürek, Çile, sayfa 402-404
  7. ^ Necip Fazıl Kısakürek, Kafa Kâğıdı, sayfa 37-38
  8. ^ Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Necip Fazıl Kısakürek yayını, sayfa 18
  9. ^ Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Necip Fazıl Kısakürek yayını, sayfa 19
  10. ^ Necip Fazıl Kısakürek, Çile
  11. ^ Necip Fazıl Kısakürek, Kafa Kâğıdı, sayfa 137
  12. ^ Necip Fazıl Kısakürek, O ve Ben, sayfa 16
  13. ^ ”Suffe kültür sanat yıllığı” sf.143, Suffe Yayınları (1984).
  14. ^ ”Bütün yönleriyle Necip Fazıl” sf.29, Türkiye Yazarlar Birliği, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi (1994).
  15. ^ Türkiye Yazarlar Birliği, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi , a.g.e., sf. 30.
  16. ^ İstanbul Toplu Basın Mahkemesi, 8 Temmuz 1981 tarih ve 1977-137 sayılı kararı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 17 Şubat 1982 tarih ve 1982-12 esan ve 1982-786 sayılı kararı
  17. ^ Durmuş, Fatma (9 Ağustos 2005). “‘Üstad Necip Fazıl’ı ‘zan’la mahkûm ettiler’”Yeni Şafak. Erişim tarihi: 23 Mayıs 2009.
  18. ^ a b 15 Aralık 2010 tarihli soL haberi 4 Şubat 2011 tarihinde erişilmiştir
  19. ^ 2 Eylül 2007 tarihli soL haberi 4 Şubat 2011 tarihinde erişilmiştir
  20. ^ 13 Aralık 2010 tarihli soL haberi 4 Şubat 2011 tarihinde erişilmiştir
  21. ^ Bakınız Vahidüttin: Vatan Haini Değil Büyük Vatan Dostu adlı eseri.
Wikiquote-logo-tr.png

Vikisöz‘de

Necip Fazıl Kısakürek sözleri bulunur.